Kastamonu'ya özgü üryani eriğinde hasat zamanı
Görsel: yenisafak.com
Türkiye'de yalnızca Kastamonu'da yetişen, coğrafi işaretli üryani eriğinin hasadı başladı. Osmanlı mutfağının vazgeçilmezleri arasında yer alan meyve, sağlık açısından da önem taşıyor.
Türkiye'de yalnızca Kastamonu il merkezi ve Daday ilçesinde yetişen üryani eriğinin (ala) hasadına başlandı. Antioksidan maddeler içermesi nedeniyle sağlıklı yaşam meyveleri arasında ilk sıralarda gösterilen üryani eriği, coğrafi işaret belgesiyle tescillenmiş endemik bir bitki türü olarak kabul ediliyor. Magnezyum, potasyum, demir ve B grubu vitaminleri bakımından zengin olan meyve, vücudu hastalıklara karşı koruyan flavonoidler açısından da öne çıkıyor. İçeriğinde fazla şeker bulunmadığı için diyabet ve obezite sorunu yaşayanların da rahatlıkla tüketebildiği belirtiliyor.
Kastamonu merkeze bağlı Halife köyü ve Daday ilçesinde hasadı yapılan erik, ağaçtan toplandıktan sonra kabuğu soyularak kurutuluyor. Kurutularak tüketilebildiği gibi pestil, hoşaf ve eğşi (içecek) yapımında da kullanılıyor.
Kastamonu Üniversitesi tarafından yapılan çalışmalarda üryani eriğinin kansere karşı vücuda direnç kazandırdığı belgelendi. Akademisyenlerin gerçekleştirdiği deneylerde balıkların bir kısmına kanserojen madde enjekte edildi. Kanserojen madde verilen balıklara üryani eriği yedirildi ve bu balıkların kanserojen maddeye karşı direnç gösterdiği kayıt altına alındı.
Üryani erik üreticisi Harita Yüksek Mühendisi Feza Tiryaki, hasat ve kurutma sürecine ilişkin şunları söyledi: "Sıcak su, soğuk su eşliğinde her gün dolaşılarak olgunlaşanlar toplanır. Bunlar sıcak suya, peşinden de soğuk suya sokulduğu zaman kabuğu soyulur. Zaten üryan kelimesi, oradan gelir. Üryani eriği bizim lakabımızdır. Asıl adı 'ala' eriktir. Soyulduktan sonra bunların en güzelleri, en gösterişlileri, çam veya gürgenden yapılan tahtalarda kurutulur."
Tiryaki, kurutma işleminin yaklaşık 15 gün sürdüğünü belirterek, "Ama bu 15 günlük çalışmadır. Hava nemli olursa, çisilerse kaldırmanız gerekir. Eriklerin hiçbiri birbirine değmeden kururlar. Ondan sonra raf ömrü 2 yıl, 3 yıl olan bir ürününüz olur. Kaynadıktan sonra dinlenmiş suda, sıcak suya atarsınız. Daha sonra da suyunu içer, tanesini yersiniz. En güzel kullanım amacı budur. Şeker katmanıza gerek yok, doğal şekeri yeterlidir" dedi.
Üryani eriğinin sindirim sistemine iyi geldiğini vurgulayan Tiryaki, "Hepimizin sindirim sorunları var. Üryani eriği sindirim sistemine mükemmel iyi gelen bir üründür. Yani kabızlık gibi, şişkinlik gibi sorunlarınızı çözer. Buna birebir çok şahit olduk. Çok kişiden bunları duyduk. Sindirim sistemine, kan dolaşımına çok faydalı bir ürün. Birkaç yıl önce Kastamonu Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nde ala balıklara kanserli hücre enjekte edildi ve ikiye bölündü. Bir kısmına üryani eriği yedirildi. Üryani eriği yiyen balıklarda kansere karşı ciddi direnç geliştirildiği belgelendi ve uluslararası yayın yapıldı. Dediğim gibi hem sindirim sistemine iyi geliyor hem insanı rahatlatıyor hem de kansere karşı da direnci arttırıyor" diye konuştu.
Üryani eriğinin Daday menşeili bir ürün olduğunu ifade eden Tiryaki, "Taşköprü sarımsağı gibi Daday ilçesinin de üryanisi meşhur. Diğer ilçelerimizde de yetiştiği olur ama asıl merkezi Daday'dır. Ama Kastamonu'nun dışında da bunu yetiştirilmesi mümkün değildir. Endemik, bizim burayı özgü bir üründür. Coğrafi işaretini de Daday Belediyesi almıştır. Ben herkese tavsiye ediyorum ama talebi karşılayacak bir üretimimiz yok. Onun için Dadaylı herkesin bunu bahçesinde, bağında, bostanında yapabildiği kadar yapmasını bekliyorum. Herkes kendi evinin ihtiyacı kadar yapıyor. Biraz daha fazla yapılırsa bu mutlaka değerlendirir, satılır" ifadelerini kullandı.
Üryani eriğinin kabukları üzerinde de araştırma yaptıklarını anlatan Tiryaki, "Bu yıl Üryani eriklerimizin kabuklarını soyduk, kuruttuk ve bunları analize yollayacağız. Kastamonu Üniversitesi MERLAB'da analizi yapıldıktan sonra bu kabuklarda da çay olarak kullanılabilir mi, nasıl değerlendirilir, onun bir araştırmasını yapacağız. Tabiatta kırmızı olan her şey antioksidandır. Yani kansere karşı direnç göstergesidir. İnşallah üryani kabuğu çayı da içeceğiz yakında" şeklinde konuştu.
Eylül ayında toplanan üryani eriğini ağaçlardan toplamaya başladıklarını anlatan Melahat Gökmen ise "Bu ürün bizim için çok değerli bir ürün. Bu üründen her şey oluyor. Her şeye de yararlıdır. Ağacından toplarız, çöpünü çekeriz, kabuğunu soyarız, tahtaya dökeriz. Bunun işi uzundur. Pestili güzelce tavaya koyuyoruz, güzelce pişiririz. Ondan sonra tahtaya döküyorsun. Bu ürün her yerde olmaz. Soğuk vurunca olmuyor. 3-4 senedir olmuyor, bu sene Allah verdi" ifadelerini kullandı.
Mürüvvet Sefer de üryani eriğiyle birçok ürün yaptıklarını belirterek, "Eriklerimizin kabuklarını atmıyoruz. Böyle süzgeçten süzdük. Sonra sofralara döktük, kuruttuk. Onu da çay olarak tüketiyoruz" dedi.
THA - TürkAta Haber Ajansı